Press "Enter" to skip to content

Doğu Avrupa ’16 Bratislava-Krakow (3.gün)

Sabah duasına katılıp katılmamayı değerlendirip, sabah yedide olması sebebi ile vazgeçtiğimiz için doğrudan kahvaltıya geçtik. Kahvaltı salonu da ortamın geneline uygun olacak şekilde mumlarla süslenmiş masalarla ve mütevazi ortamıyla tasarlanmıştı.

Hafif bir kahvaltıdan sonra yola koyulduk. Bugün Polonya’ya girip akşam Krakow’da konaklayacağız. Ama ondan önce yol üzerinde Devin Kalesini göreceğiz. Kaleye giden yol çok güzel. Yeşillikler arasında keyifli bir yol. Zaten kısa bir zamanda kaleye varıyoruz. Saat 10:00’dan önce olduğu için kalenin etrafındaki kafeteryalar servis yapmıyor. Biz de kaleyi görmek için motorlardan inip turlamaya çıkıyoruz. Küçük bir göletin etrafından dolaşıyoruz.

Ama sonradan anlıyoruz ki kaleye giriş yok. O yüzden dışardan fotoğraflarını çektikten sonra, motorların yanına dönüyoruz.

Daha önce kapalı olan kafelerin birinde oturup birer kahve içip tekrar yola düşüyoruz. Bugünkü mesafemiz de uzun.

Yolda bende Garmin GPS Map62 ve iPhone üzerinde IGO ve Google Maps var. Serkan’da ise Garmin’in Zumo modellerinden bir tanesi.IGO ile rotayı yapmaya karar veriyoruz. Ama otoban da taşıt pulu almadığımız için yediğimiz cezanın henüz acısı tam geçmemiş olacak ki rotayı otobanları gözardı edecek şeklide planlıyoruz. Çok keyifli ve güzel yollardan bir rota çıkıyor.

Ama bir yandan da yolların bu kadar küçük ve dar olması ve iki ülke arasında otoban dışındaki yolların bu seviyede olmasına pek aklımız ermiyor. Geçtiğimiz tüm yollar arka yol kıvamında ve sürekli köylerin arasında sürüyoruz. E5 seviyesinde bir yolda sürmeyi bırakın, böyle bir yolu uzaktan bile görememiz mümkün olmuyor.

Öğlenden sonraya kadar sürdüğümüz için acıkan karınımızı tam yol ayrımlarının birinin karşında önümüze çıkan restaurantta yemeğe karar veriyoruz. İçeri girerken diğer masaların yediklerine gözlerimiz takılıyor. Bir adam güzel bir schnitzel yerken bir başka masada bir kız bir elma büyüklüğünde içinde çikolata olduğunu tahmin ettiğimiz beyaz bir tatlı yiyor. Biz de riske girmemek için adamın ve kızın yediklerini işaret edip siparişleri veriyoruz.

Schnitzel çok yağlı olduğu ve belki de biraz içindeki domuz etinin etkisi ile bitirmem mümkün olmuyor. Daha sonra gelen beyaz tatlıdan da birer tane istememize rağmen bir sepetin içinde 5-6 adet getiriyorlar. Tadına baktığımızda ekmeğe benzer ama hafif tatlı olduğunu anlıyoruz. Görüntüsü ile hayallerimizde canlandırdığımız tatlı maalesef gerçeği ile pek uyuşmuyor. Yine de açlığımızı gidermenin ve biraz dinlenmiş olmanın rahatlığı ile yola koyuluyoruz. Bu arada ben IGO’yu kurcalarken rotayı yeşil alternatif ve yaya modunda bıraktığımı görüyorum !!! Bu sanırım bu kadar köy yollarında sürmemizi açıklıyor. Ama bunu o sırada Serkan’a söylemiyorum:)

Yolun kalanında da zaten haritada daha iyi bir rota görünmediği için sadece yaya modunu araç moduna getirip devam ediyoruz. Akşam üzeri Krakow’a yakın bir yerde dinlenmek ve akşamki rezervasyonumuzu halletmek için mola veriyoruz. Daha Airbnb’yi denemediğim denemek istiyorum. Ama yazıştığım kimseden doğru dürüst cevap gelmiyor. Daha sonra birisi bana cevap veriyor. Ödemeyi de yaptıktan sonra listede iki ayrı yatak olduğunu belirtmesine rağmen tek yatak olduğunu söylüyor. Bunun üzerine iptal etmek durumunda kalıyoruz. Yaklaşık 1 saatimi harcadığım Airbnb maceram hüsranla sona eriyor. Ben de her zamanki gibi eski ve güvenilir Booking.com’a geri dönüyorum. Şehir merkezine yürüme mesafesinde ve otoparkı olan bir yer bulup rezervasyonumuzu yaptıktan sonra yola koyuluyoruz.

Şehir girişine doğru yollar genişliyor ve kalabalıklaşmaya başlıyor.

Şehrin içine girip otelimizi buluyoruz. Ama dışarıdan bakınca otele benzer bir görünüm yok. Bitişik nizam binalardan birisi. 1.katında bir bar var. Acaba yanlış mı geldik diye düşünürken otelin adının yazdığı  küçük bir tabelanın asılmış olduğunu görüyoruz.

 

Apartmandan içeri girip birinci katta otelin girişi olduğunu gördüğüm kapıya geliyorum. Ama otel kapısı gibi değil. Bayağı bir apartman kapısı ve içeride yukarı çıkan merdivenler var ve kapı kilitli. Sormak için aynı katta bulunan bara giriyorum. Akşamüstü olmasına rağmen içeride gençten insanlar içip takılıyorlar. Soru sorduğum barmenin aynı zamanda otelin de resepsiyon görevlisi olduğunu anlıyorum. Bize yine akbil benzeri bir ana kapı giriş anahtarı ve oda anahtarlarını veriyor.

Motorlar için arka taraftaki sokakta kendilerine ait otoparkları olduğunu oraya ücretsiz olarak park edebileceğimizi söylüyor. Oda oldukça geniş. İçinde mutfağı var. Bir büyük çift kişilik yatak ve bir çek yat var. Yazı tura sonunda büyük yatakta yatmaya ben hak kazanıyorum. Eşyaları yerleştirdikten sonra motorları otoparklarına park etmek için çıkıyoruz. Otopark otelin olduğu binanın arkasında bir blok ötede. Ancak yan tarafında küçük bir oto sanayi kıvamında atölye var. Diğer tarafta ayrı bir otopark. Ve ortam ana yolun oldukça uzağında ve izbe bir yer görüntüsü var. Hatta araçları oraya çekip doğrudan atölyelerde parçalara ayırıp satılmaya hazır bir görüntü çiziyor. Oldukça endişelenmekle birlikte park için başka bir seçeneğimiz yok. Otelin önündeki kaldırıma park etmemiz mümkün değil. Şehri tanımadığımız için hatta daha da riskli olabileceğini düşünüyoruz. Motorları önden kafa kafaya verip Serkan’ın U-kilidi ile ön tekerleri birbirine bağladıktan sonra başlarına bir sakatlık gelmemesini ümit ederek şehri keşfetmek üzere merkeze doğru yürüyüşe geçiyoruz.

Bratislava’dan sonra burası çok hareketli, sokaklar kalabalık, yine tipik bir Avrupa şehri olarak her yerde güzel kafeler, barlar ve restaurantlar var. Meydan girişindeki bir tur ofisine Auschwitz turunu sorduk ama ofisi kapattıklarını yarın sabah gelmemizi, turların saat 10:30’da başladığını söylediler. Buraya gelmemizde beni en çok heyecanladıran yerlerden birisinin Auschwitz olduğunu söylemem gerek. İnsanlık tarihinin en önemli ve kara sayfalarından birisini yerinde görüyor olmak çok farklı bir deneyim.

Old Town’u turladıktan sonra ortamını sevdiğimiz bir Meksika restaurant’ında yemek yemek için oturuyoruz. Yerel takılma prensibimizden Meksika restaurant’ı ile vazgeçmiş gibi görünsek de yerel biralardan ısmarlıyoruz. Restaurant vasat ama muhabettimiz keyifli ve biralar güzel.

Ertesi günün planını düşünerek ilk Krakow gecemizi noktalıyoruz.

Be First to Comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *