Press "Enter" to skip to content

Borjomi

Sabah otelde vasat bir kahvaltı ettikten sonra hazırlanmak için odaya çıktık. Yağmurluk giysek mi giymesek mi tartışmasının ardından ben giymeye karar verdim. Yağmur  yağmasa bile en azından soğuktan korunmak için bile faydası olacağını düşündüm. Hazırlandıktan sonra yola çıktık. Dün gelirken gördüğümüz sıra bekleyen tırların görünürde eser yoktu. Sanırım akşam gördüğümüz geçen tırların tamamı yollarına devam etmişlerdi. Gürcü Rus anıtını bu sefer başka bir görüş noktasından fotoğrafladık. Dünkü gibi bir kalabalık olmamasına rağmen yine de fena sayılmayacak bir kitle ve araba vardı. Hiç biri anıt ile ilgilenmeyip sağı solu seyrediyor ve bir şeyler atıştırıyorlardı. Bir kaç fotoğraftan sonra yolumuza devam ettik. Havanın soğukluğu iyice azalıp yerini ilk önce tatlı daha sonra da yükselen bir sıcaklığa bıraktı. Serkan’ın gezinin başından beri işle ilgili bir konuyu halletmesi için mola vermek üzere yol kenarında bir yerde durduk. Ama sonradan işin hemen çözülemeyeceği anlaşıldı. İleri bir saatte tekrar görüşmesi yapması gerektiği için yol üzerinde bir tesiste mola verdik. İlk önce birer kahve içtik. Daha sonra yukarıdan akan nehirden yakalanıp havuzlarında bekleyen canlı alabalıklardan iki taneyi salata ile birlikte yedik.

Akşamüstü Borjomi’ye vardığımızda kalacak bir yerimiz yoktu. Booking’de kalmaya uygun yerlerin yüksek fiyatlı olması sebebiyle biz de etrafı turlayarak bakmaya başladık ve bir süre sonra iki kadının işlettiği temiz ve küçük bir otelde oda bulduk. Motorları yine birbirlerine bağladıktan ve üstümüzü değiştirdikten sonra kasabayı turlamaya çıktık.

Borjomi’nin daha köhne, küçük bir yer olduğunu hayal ederken, yeşillikler içinde oldukça sevimli ve turistik bir yer olduğunu gördük. Sağlı sollu oyuncak, mısır ve şeker satıcılarının olduğu ağaçlarla kaplı bir parkın içinde yürüdük. Aileler çocukları ile birlikte dolaşıyor, çekirdek çitliyorlardı. Burası tam Çınarcık veya Erdek havasında bir yerdi. Etrafta sanırım bolca su olması sebebiyle çok fazla yoğunlukta arap turist vardı.

Bir restorandan biraz dinlenip buz gibi ikişer bira içtikten sonra şehrin ortasından yukarı çıkan bir teleferik olduğunu gördük. Tifliste binemediğimiz teleferik içimizde kalmış olacak, binip yukarı açından fotoğraf çekmek için tepeye çıktık. Oradan bir iki fotoğraf çektikten sonra kimsenin pek itibar etmediği bir dönme dolap olduğunu gördük.

Dönüş için teleferik yerine bir patikadan inen yolu kullanmaya karar verdik. Keyifli ve rahat bir yürüyüşten sonra dev bir parkın ortasına geldik. Normalda girişi olan bu parka patikadan inmiş olduğumuz için ücret ödememiz de gerekmedi. Parkı baştan sona yürümeye başladık. Oldukça uzun ve büyük bir parktı. Sanırım bir ucundan öteki ucuna kadar 1.5-2 km arası bir mesafe vardır. Geri dönüp parktan çıktıktan sonra üzerimizde kalan lari’leri bozdurmak veya euro almak üzere bir döviz bürosuna girdik. Saatin oldukça geç olmasına rağmen açık bir yer bulduğumuz için sevinmiştik. Ancak döviz bürosunu işleten kadınla hesap konusunda anlaşmakta oldukça zorlandık. Daha sonra büroya giren bir rehber bize yardımcı oldu. Ama bu seferde kadında yeterli euro çıkmadı. Bunun üzerine rehberden başka bir döviz bürosu daha olduğunu öğrendik. Giderken de dövizci kadının elindekileri almadığımız için bize türklerin kaprisli olduğunu söyleyen bir de fırça yedik. Kendisine ilk önce hesap kitap yapmayı öğrenmesini sonra da döviz bürosu işletiyorsa dükkanda 300 eurodan fazla para bulundurması gerektiğini dil engeli sebebi ile anlatamadık ve diğer döviz bürosuna gittik. Orada hem tl hem de euro bozdurduktan sonra iyi rating almış yerel bir aile lokantasında son bir Gürcü şarabı ile karnımızı doyurduktan sonra bu motor turunun son Gürcistan gecesini noktaladık.

Borjomi, serinliği, bol suyu ve yeşillikleri ile Arap turistler için bir cazibe merkezi iken ben de olmasa da olur diyebileceğim ve Gürcistan rotası yapacaklara pas geçmelerini önereceğim bir yer oldu. Ayrıca Gori’de korkunç yorucu ve ıslak bir sürüşün ardından Borjomi marka bira içmeyi hayal ederken bira yerine içtiğim soda ile bende zaten hoş bir anısı yok 🙂

Be First to Comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *